Turkish–English dictionary
21,524 Turkish entries with meanings in English, each on its own page. The 100 words below are some of the richest entries.
Search the full dictionary: open the interactive Turkish dictionary, where every word in a definition is a link.
Turkish words
- abramak
- almak
- ardala
- asmak
- atmak
- ayak
- ayarlamak
- ayarlanmak
- ayarlatmak
- ayarlattırmak
- ayna
- ayırmak
- aziz
- azmak
- açmak
- ağır
- bakmak
- basmak
- bastırma
- bastırmak
- bir
- boş
- bırakmak
- canlı
- cılız
- dal
- dalmak
- deli
- dikmek
- dökmek
- ek
- ekmek
- eksik
- el
- emlik
- er
- evren
- eğreti
- geçirmek
- geçmek
- görmek
- göz
- iç
- iğ
- iğne
- kabarmak
- kaldırmak
- kalmak
- kapamak
- kara
- kaçırmak
- kesik
- koymak
- kurmak
- kılavuz
- kırık
- kıvırmak
- mahsus
- makas
- mazak
- olmak
- oynamak
- pardı
- pes
- salmak
- sav
- sert
- sonra
- sürmek
- süslemek
- süslenmek
- süsletmek
- süslettirmek
- taban
- taslamak
- tat
- taş
- tek
- tepmek
- tertip
- toprak
- tutmak
- uçmak
- var
- vermek
- vurmak
- ya
- yanmak
- yemek
- yer
- yurt
- yürümek
- yıldız
- çatmak
- çekmek
- çevirme
- çil
- çıkmak
- örgü
- üst
About the language: Turkish.
Definitions are from Wiktionary, extracted by Kaikki.org, and are available under the CC BY-SA 4.0 licence.